Toplum Gönüllüleri Hareketi, gençlerin öncülüğü ve yetişkinlerin rehberliğinde toplumsal barış idealine ulaşmak için emin adımlarla ilerliyor, etki çemberini genişletiyor ve yaygınlaşıyor. Farklılıklarla bir arada yaşamayı şiar edinen bu hareketin öznesi olan biz gençler, yerelimizde çeşitli sosyal sorumluluk projeleri üreterek, ulusal düzeyde gerçekleşen hareketlilik çalışmalarına dâhil olarak; bir yandan sosyal sermayemizi toplumsal hizmet çalışmaları için kullanıyor, diğer yandan da kişisel gelişimimiz için yeni fırsatlarla buluşuyoruz. İşte TOG’un ulusal düzeydeki en büyük hareketlilik projesi olan Gençlik Konseyi, en büyük ve aynı zamanda en heterojen katılımlı etkinliği olarak da karşımıza çıkıyor. Gençlerin ulusal düzeydeki sosyal hareketlilikleri ile ortaya çıkan böylesi güçlü bir katılım örneği; doğal olarak beraberinde çok büyük bir sosyal sermaye paylaşım alanı da yaratıyor.
Üniversiteler tanımı gereği farklı düşüncelerin, inançların ve yaşam biçimlerinin kendini özgürce ifade edebildiği yerlerdir. Toplum gönüllüsü gençlerin çok büyük bir kısmını üniversite öğrencileri oluşturmaktadır. Bu nedenle gençler bir yandan toplumsal barış ideali için sosyal sorumluluk çalışmaları ortaya koyarken, bir yandan da zamanlarının çok büyük bir kısmını geçirdikleri kampus alanlarını daha yaşanılabilir hale getirmek için de çaba harcamaktadır. İşte “Gençlerin Katılımı”ndan sonra biz gençlerin demokratik katılımı sonucunda TOG’un ikinci ulusal teması olarak seçilen “Özgür ve Demokratik Üniversite” teması tam da; YÖK gibi katı ve hiyerarşik bir yapılanmanın adeta Demokles’in Kılıcı misali öğrencileri sindirdiği, örgütlenme özgürlüğü yönünde ciddi engellerin olduğu, akademik etiğin neredeyse hiç işlemediği ve üniversitedeki öğretim üyelerinin öğrenciler üzerinde hiyerarşi üreterek eleştirel düşünmeyi ketlediği, kampus alanlarındaki sosyal mekanların öğrenci dostu bir şekilde düzenlenmediği, üniversitelerdeki karar alma mekanizmalarına dahil olunamadığı…bir ortamda, gençlerin en önemli yaşam alanlarından birisi olan üniversiteleri dönüştürmekle ilgili müthiş bir fırsat sunuyor bizlere.
Eğitim temel bir kamusal hizmet ve temel bir sosyal haktır. Yükseköğrenim düzeyindeki biz gençlerin, yaşamımızın en önemli aralıklarından birisini geçirdiğimiz üniversitelerin özgür ve demokratik bir yapıya kavuşturulması için mücadele etme hakkı ve sorumluluğu var. İşte yeni temamız bize tam da bu hak ve sorumluluğu hatırlatıyor ve harekete geçmemizi öğütlüyor.
Gençlerin toplumsal düzeydeki katılımı ile ilgili iki yıl boyunca çok ciddi çalışmalar yürüttük. Katılımın önemine dair oluşturduğumuz duyarlılık ve farkındalıkla birlikte, bu defa daha özgür ve demokratik bir üniversite için harekete geçme zamanı. Bir yıl boyunca Türkiye genelindeki 94 Toplum Gönüllüleri örgütlenmesi, bütün etkinliklerimizin odağına “özgür ve demokratik üniversite” temasını alarak çalışmalar yürüteceğiz. Yalnız bu çalışmaları yürütürken, aslında ülkemiz toplumsal hafızasında çok hassas ve manipülasyona açık bir alanda hareket ettiğimizin de farkında olarak şu temel ilkeler doğrultusunda hareket etmemiz gerektiğini düşünüyorum.
• Sivil Aktivizm: Toplum Gönüllüleri Hareketinin ilkeleri ve felsefesi ışığında ortaya koyacağımız bütün çalışmalar, şiddet ve militarizmden bağımsız olmalı ve diyalog temelli sivil bir aktivizm üretmelidir.
• Demokratik Katılım: Tema kapsamında gerçekleştireceğimiz bütün uygulamalar gençlerin eşit ve demokratik katılımını sağlamaya yönelik olmalıdır. Üniversite bünyesindeki katılım ve karar alma mekanizmalarına dahil olmak için çalışmalar yürütülmeli, özellikle Öğrenci Konseyleri bu anlamda demokratik bir yapıya kavuşturulmalıdır.
• İşbirliği ve Dayanışma: Özgür ve demokratik bir üniversitenin inşası için, çalışma yürüteceğimiz üniversitelerdeki diğer kulüp ve topluluklarla birlikte işbirliği ve dayanışma içerisinde etkinlikler yürütmeliyiz. Bu işbirliklerinin TOG ilkeleri ve vizyonu ile uyumlu olmasına dikkat etmeliyiz.
• Çözüme Odaklanmalıyız: Daha özgür ve demokratik bir üniversite için engel oluşturan bütün yapı, unsur ve bileşenleri ortaya koyarken, bunlara yönelik çözüm önerileri de geliştirmeliyiz. Sadece sorunları betimsel düzeyde ortaya koymakla yetinmemeli, çözümün bir parçası olmaya dönük çalışmalar yürütmeliyiz.
Bolu’da gerçekleşecek olan 16. Gençlik Konseyi’nin de daha önceki konsey tecrübeleri üzerine inşa edilecek büyük bir demokratik katılım ve paylaşım alanı olacağından hiç şüphem yok. Abant İzzet Baysal Üniversitesi Toplum Gönüllüleri Kulübü öncülüğünde organize edilen ve büyük emekler harcanarak bugüne gelinen süreçte emeği geçen herkese sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum.
13 Eylül 2010 Pazartesi
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder