5 Ocak 2010 Salı

Türkiye'de Gençliğin Yeniden Hareketlenmeye Başlaması

2008 yılı Aralık ayı içinde Yunanistan’da 16 yaşındaki bir gencin polis kurşunuyla ölümünden sonra iki hafta boyunca Yunanistan’ı savaş alanına çeviren anarşist ve sol gençlerin isyanı ile birlikte, yeni kuşak gençler üzerine daha fazla düşünülmeye, daha fazla yazılmaya başlandı. Genç bir kuşağın can havliyle ileriye atılıp ülkenin siyasal ve sosyal gündemini tarumar ettiği bu ruh halinin örneklerine ya da emarelerine aslında yakın zamanlarda şahit olmuştuk. Fransa’daki banliyö ayaklanmalarıyla gerçekleşen eylemlerden, İtalya’daki öğrenci radikalizmine kadar yakın tarihli bir dizi örnek geliyor hemen insanın aklına. Marx ve Engels'in "Avrupa'nın üzerinde bir hayalet dolaşıyor" dediğine benzer bir mevzu, ama bu sefer komünizmin hayaleti değil sosyal politikaların yokluğu ve neo-liberalizmin krizi nedeniyle sokaklara dökülen gençlerin hayaleti dolaşıyor Avrupa'nın üzerinde. Gençliğin zorunlu konformizmden çıkıp, toplumsal hayatta etkin bir aktör olmak adına anlamlı pratikler sergilemeye başladığının ilk örnekleri olarak okumak gerekiyor bu eylemleri.

Her şeyin piyasa değerlerine indirgendiği ve sosyal politikalardaki çarpıklığın gittikçe yeni nesil gençler üzerinde etkilerini hissettirmeye başladığı bu dönemlerde gençler, etkin bir gençlik politikasının oluşumu için adeta 1968 kuşağına benzer bir hamleye girişmeye başladılar. Özellikle 2000’li yılların başında Avrupa Birliği Gençlik programı ile başlayan süreçte gençlik çalışmaları ve gençlik politikalarıyla daha fazla ilgilenilmeye başlandı. Bu süreçte gençlere yönelik açılan hibe programları, gençlerin toplumsal hayata katılımını destekleyen kurumsal kapasitelerin güçlendirilmesi, gençlik sivil alanının hızla genişlemesi gibi gelişmeler yaşandı. Nitekim bu süreçte, daha önce homojen olarak algılanan “gençlik” kategorisinin “gençler” kategorisine dönüştüğünü ve bireyler olarak kendileriyle uğraşmaya başlayan, kendileri üzerine düşünmeye başlayan gençlerin heterojenleştiğini görüyoruz (Kentel,2002). Yani aslında artık farklı gençliklerden bahsetmemiz gerekiyor.

Bu değişimlere bağlı olarak Türkiye’de de son yıllarda gençlik üzerine yoğun bir siyaset ve tartışma alanı da oluştu. “Gençler bizim geleceğimiz!”, “Ülkemizin genç nüfusa sahip olması çok büyük bir avantaj” gibi söylemler siyaset sahnesinde çokça tüketilmeye başlandı. Ancak bu söylemlerin somut yansımalarına baktığımızda durum pek de iç açıcı değil. Gençler söylem bazında her ne kadar merkezi bir yerde dursalar da, Türkiye’de sağlıklı bir gençlik politikası olduğunu söylemek makalenin ilerleyen bölümlerinde göreceğimiz üzere neredeyse imkansız. Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana gençleri merkeze alan etkin bir gençlik politikasının hiçbir zaman oluşturulamadığını görüyoruz. Gençler halen seslerini gerekli yerlere duyuramıyor, hak ettikleri yetki ve sorumluluk verilmiyor. Eğitim, sağlık, barınma, katılım gibi sosyal haklarından mahrum olan gençlerin gündelik yaşamda katılımlarını teşvik edecek bir alan yaratılmıyor.
BM 2007 yılı Ulusal İnsani Gelişme Raporu'nu Türkiye'de gençlik alanına yönelik hazırladı. Büyük bir kısmı gençler tarafından hazırlanan Türkiye’de Gençlik isimli rapordan çıkan ilk sonuçlara göre tek bir genç kategorisinden bahsedemeyeceğimizi görüyoruz. Örneğin 1 milyon genç iş arıyor. 2,5 milyon kız ne iş arıyor, ne de okul okuyor. 300 bin genç iş aramaktan vazgeçmiş. Yani çok umutsuz bir yerden tutunuyor hayata. 15-24 yaş arasında 650 bin engelli genç var. Raporun en ürkütücü sonuçlarından birisi de gençler arasında ciddi bir toleranssızlığın olması. Herkes kendi kabuğuna çekilmiş. Sosyal dışlama gittikçe yaygınlaşıyor.

Buna rağmen rapora göre 2023 yılına gelindiğinde Türkiye nüfusunun yaklaşık % 70’i çalışma çağında olacak ve zamanla azalsa da ülkenin çalışma çağındaki nüfusu 2040 yılına kadar artmaya devam edecek. Nüfus artış hızı düşerken, çalışma çağındaki nüfusun artmaya devam etmesi durumuna “demografik fırsat penceresi” deniliyor (UNDP,2008). Türkiye nüfusunun % 46’sı 24 yaşının altında ve gelecek 20-30 yıl içinde de Türkiye’nin bu genç nüfusunu koruması bekleniyor. 15-24 yaş aralığında 12 milyon genç bulunuyor. Bu oran ülke nüfusunun % 20'sini oluşturuyor. Dünya genelinde bu yaş aralığındaki genç nüfus oranı %15'in üstüne çıktığında “demografik fırsat penceresi” dediğimiz bir olgudan bahsediliyor. Demografik fırsat penceresi genelde her ülkenin ancak bir defa yaşayabileceği çok önemli bir aşamaya tekabül ediyor. Örneğin demografik fırsat penceresini yakın dönemde yaşayıp çok ciddi bir kalkınma hamlesi yaşayan ülkelerden birisi de Güney Kore'dir. Genç nüfus avantajını büyük bir kalkınma ve istihdam enerjisine dönüştüren ülke çok kısa sürede ciddi bir kalkınma hamlesi gerçekleştirdi. Gençler ülkelerin sosyal ve ekonomik ilerlemesinde önemli bir role sahip olduğundan, bu oran Türkiye için çok önemli bir demografik fırsat penceresidir.

Yukarıda yazılanlar her ne kadar umutsuz bir çerçeve sunsa da; son yıllarda gençlik çalışmaları ve gençlik politikaları ile ilgili çok önemli gelişmeler de yaşanıyor.

Örneğin gençlerin katılımları ve aktif yurttaşlık temelinde örgütlenmeleri ile ilgili özellikle Avrupa Birliği üyelik sürecinde Türkiye’nin içine girdiği hızlı değişim ve dönüşümle birlikte gençlik politikalarını da olumlu anlamda etkileyen birçok süreç yaşandı. Avrupa Birliği’nin gençlik politikaları alanında yaptığı çalışmalara ortak olan Türkiye’de gençliğin katılımını ve sivil toplum alanında etkin bir aktör olarak görünürlüğünü sağlayan AB Eğitim ve Gençlik Programı bu bağlamda çok önemli bir boşluğu dolduruyor.

Türkiye, Avrupa Birliği Eğitim ve Gençlik Programı’na 2003 yılında aktif olarak katıldı. 31 ülkenin yer aldığı ve gençlik çalışmaları alanında önemli bir misyon yüklenen program; gençlerin sivil toplum alanına aktif katılımını destekleyen politikalar yürütüyor. Türkiye’de gençliğin katılımı anlamında her ne kadar ciddi sorunlar olsa da, özellikle AB Eğitim ve Gençlik Programı’nın gençliğin katılımını artırmada önemli etkiler doğurduğunu söyleyebiliriz.

Avrupa Birliği Gençlik Programı’na 2003 yılının sonlarına doğru katılan Türkiye İkinci dönemi 2006 Aralık ayında sona eren programa, katıldığı üç yıllık süre boyunca büyük bir katılım oranı elde etti. Çok kısa bir süre içerisinde program kapsamında gençler tarafından 10.000’den fazla proje başvurusu olmuş ve bu dönemde 3.000’den fazla proje kabul edilmiştir. Üç yıllık kısa bir sürede yaklaşık 40.000 kişi bu projelerden yararlandı. Bu dönemde ülkemize 68 milyon avro tahsis edilmişti ve % 96’lık bir kullanım oranıyla paranın çok büyük bir kısmı kullanılmış oldu. Bu dönemde yaşanan en büyük sıkıntılardan birisi; proje başvurusu çok olmasına rağmen, ayrılan ödeneğin yetersiz olmasıydı. 2007-2013 yeni döneminde bütçe % 70 oranında artırıldı. Yeni dönemde 6 yıl boyunca 559 milyon avroluk ödenek kullanılacak.

Türkiye programa 2003 yılında katılmasına rağmen 31 ülkenin üye olduğu programda, dört yıllık kısa bir sürede en üst sıralara yükselmeyi başardı. Gençlik Programı’nda en büyük bütçeye sahip 4. ülke; Hayat Boyu Öğrenme Programı’nda ise en büyük bütçeye sahip 7. ülke konumuna geldi (Hasdemir,2007). Bu da gösteriyor ki, Gençlik Programı gibi sistemler ülkemizde gençliğin çeşitli sosyal sorumluluk projeleri üreterek aktif sivil topluma katılımlarını olumlu anlamda etkiliyor. Program kapsamında hazırladıkları projelerin desteklenmesi için dernek, vakıf, kulüp ve grup girişimleri şeklinde örgütlenmeleri gereken gençler; bu sayede hem toplumsal sorunların çözümü için sosyal sorumluluk projeleri üreterek aktif katılım göstermekteler, hem de bu süreçte sivil toplum alanı ile tanışarak çeşitli sivil örgütlenmelerin oluşmasını sağlamaktadırlar.
Gençlerin sivil topluma aktif katılımı, demokratik toplumların ayrılmaz bir parçasıdır. Türkiye’de uygulanan Gençlik Programı, gençlerin katılımı ile daha iyi kararlar ve dolayısıyla daha iyi sonuçlar alınmasını sağlayarak, genç bireylerin insan hakları ve demokrasi konusundaki anlayış ve uygulamaları güçlendirdi. Gençlerin kendi yerellerinden hareketle ürettikleri projeler ile toplumsal bütünleşme ve kenetlenmeyi artırarak gençlerin katılımını sürekli hale getirdi.

Gençler, Gençlik Programı kapsamında kendi yerellerinde yaşanan sorunlara çözüm üretmek amacıyla bir araya gelerek sosyal sorumluluk projeleri üretti. Bu projelerin hazırlanması, uygulanması ve değerlendirilmesi süreçlerinde aktif yer alarak katılım gösterdiler ve bu sırada sivil toplum bilinci kazanarak toplumsal katılımın önemini kavradılar. Daha önce kendi yerelindeki sorunların farkında olan ama herhangi bir destekleme sistemi olmadığı için pasif kalan gençler; programın sağladığı hibeler ile üretken ve yararlılık duyguları içinde aktif yurttaşlık bilincini edindiler.

Türkiye’deki gençlik politikaları ile ilgili bir diğer önemli gelişme ise, özellikle gençlik politikaları konusundaki akademik boşluğu önemli oranda dolduran “Türkiye’de Gençlik Çalışması ve Politikaları” isimli kitap oldu. Bilgi Üniversitesi Gençlik Çalışmaları Birimi’nden Nurhan Yentürk, Gülesin Nemutlu ve Yörük Kurtaran tarafından derlenen “Türkiye’de Gençlik Çalışması ve Politikaları” kitabı gençlik çalışması ve politikaları ile ilgili 21 makaleden oluşuyor. Kitapta, Türkiye’deki gençlik alanı ile ilgili teorik ve pratik uygulamalar ile ilgili çok kapsamlı çalışmalar bulunuyor. Türkiye’de sistemli ve bütünlüklü bir gençlik politikası olmadığını ve hatta aslında bu durumun devletin en temel gençlik politikası olarak da okunabileceğini vurgulayan yazarlar; çok radikal ve kapsamlı bir gençlik politikaları önerisi sunuyorlar.

Kitabın Türkiye’deki gençlik alanı ile ilgili bu güne kadar yazılmış en kapsamlı metin olduğunu söylemek mümkün. Ayrıca özellikle Birleşmiş Milletler kalkınma Programı (UNDP) tarafından yayınlanan Türkiye’de Gençlik raporu ile aynı dönemde yayınlanan kitabın; raporla birlikte gençlik alanına dair çok geniş bir tartışma alanı doğurduğunu da söyleyebiliriz.
Gençlik politikaları ile ilgili yaşanan bir diğer önemli gelişme ise 5. Dünya Gençlik Kongresi’nin 31 Temmuz – 13 Ağustos 2010 tarihleri arasında, 2010 Avrupa Kültür Başkenti İstanbul’da gerçekleştirilmesi. Dünya Gençlik Kongresi, gençlik örgütleri ve hükümetlerin es güdümlü çalışmalarıyla organize edilen; dünyanın en saygın, en geniş katılımlı ve en önemli gençlik toplantısıdır. Kongrelere 120-150 Birleşmiş Milletler üyesi ülkeden yaklaşık 1000 genç ve çok sayıda kalkınma ve gencilik uzmanı, gazeteci, akademisyen, eğitmen, sanatçı ve diplomat katılmaktadır.

Kongrenin amacı, dünyamızın bugün karsılaştığı sorunların çözümünde gençlerin en etkin rolü nasıl alabileceklerini tartışmak ve bu yönde sürdürülebilir gençlik politikaları oluşturmaktır. Bunun yanında gençler arasında tecrübe paylaşımı sağlayarak, Birleşmiş Milletlerin Binyıl Kalkınma Hedefleri'ne ulaşmak için gençlerin katkısını ortaya koymak ve sürdürülebilir kalkınmanın önemini vurgulamaktır. Türkiye’de gerçekleştirilecek olan kongrenin gençlik politikalarının üretim sürecine öneli etkide bulunacağını söyleyebiliriz.

Bunlar dışında Türkiye’deki gençlik sivil alanında da çok önemli gelişmeler yaşanıyor. Örneğin bir grup gencin bir araya gelerek kurdukları Genç Siviller Hareketi, son yıllarda Türkiye’de en etkili sivil eylemler başlatan bir harekete dönüştü. Gençlerin toplumsal hayata aktif katılımlarını destekleyen ve Türkiye’deki üniversitelerin büyük çoğunluğunda örgütlenen Toplum Gönüllüleri Vakfı, gençler üzerine akademik araştırmalar yapan ve gençlik çalışmaları ile ilgi modelleme çalışmaları geliştiren Bilgi üniversitesi Gençlik Çalışmaları Birimi, Binyıl kalkınma Hedefleri doğrultusunda Türkiye’de gençler ile ilgili hizmet veren Yerel Gündem 21 Programı, gençlik ile ilgili geniş bir bilgi portalı olan www.genclikpostasi.org gibi; gençlik çalışmalarının yaygınlaşmasını ve gençlik politikaları üretim sürecini destekleyen önemli çalışmalar gerçekleştirildi.

Ayrıca AB Gençlik Programı, Gençlik Sosyal Gelişim Programı, Coca-Cola’nın desteklediği Hayata Artı Programı, Pepsi’nin Doğu ve Güneydoğu’da desteklediği gençlik merkezleri vb programlar sayesinde gerçekleştirilen gençlik projeleri ile gençlerin sivil topluma katılımlarını güçlendiren önemli sonuçlar doğurdu.

Referanslar
o Hasdemir, F. (2007), AB Gençlik Programı Başlarken, Eğitim ve Gençlik Dergisi, no:4, Ankara.
o Gençlik Programı Kılavuzu (2007), Avrupa Birliği Eğitim ve Gençlik Programları Merkezi Başkanlığı, Ankara.
o G. Nemutlu, N. Yentürk ve Y. Kurtaran, (2008), Türkiye’de Gençlik Çalışması ve Politikaları içinde, İstanbul, Bilgi Üniversitesi Yayınları.
o UNDP (2008), “Türkiye 2008-İnsani Gelişme Raporu: Türkiye’de Gençlik”, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı, Ankara.
o Kentel, F. (2002), “Gençlik Örgütlenmeleri”, STK’larda Gönüllülük ve Gençlik içinde, Türkiye Ekonomik ve Toplumsal Tarih Vakfı, İstanbul.

4 Ocak 2010 Pazartesi

TOG YK Aday Adaylığı Başvuru Formum


Adı soyadı: Adnan ÇELİK
Doğum tarihi: 21.03.1983
Doğum yeri:Diyarbakır
Eğitim durumu: Dicle Üniversitesi-Sınıf Öğretmenliği-Selçuk Üniversitesi-Sosyoloji (Yüksek Lisans)
TOG örgütlenmesi: Kulp TOG
Saha Sorumlusu: (Diyarbakır-Elazığ-Mardin)


I. TOG DENEYİMİ
1. TOG’la tanışma hikayem:
Aslında TOG’la tanışma hikâyem kuruluşundan öncesine dayanıyor. Yönetim Kurulu başkanı Sayın İbrahim Betil daha TEGV başkanıyken, Kulp ilçesinde açılan öğrenim biriminin açılışına gelmişti. O zamanlar henüz lise öğrencisi ve TEGV’in etkinliklerinden faydalanan bir yararlanıcıydım. Daha sonra üniversiteye yerleşip bu defa TEGV’de yaz ayları boyunca gönüllülük yapmaya başladım. Sonrasında İbrahim Betil TEGV’den istifa etti ve gençleri merkeze alan bir oluşumu örgütlemeye yöneldi. Kuruluş aşamasında Dicle Üniversitesi Eğitim Fakültesi kantininde bir resepsiyon verildi. O gecede kuruluş aşamasındaki TOG’un geleceğe dair perspektifini bizzat İbrahim Betil’den dinlemiştik. Daha sonra gel zaman, git zaman 2007 yılında Gençlik ve Sosyal Haklar Projesi’nin eğitmen eğitimi çağrısı düştü mail gruplarına. İçerik olarak beni çok ilgilendiren bir projeydi, hemen başvurdum ve kabul edildim. 2008 yaz döneminde TOG projeler departmanında 1 aylık stajın ardından, Kasım 2008’de TOG’da ilk üniversite dışı gençlik örgütlenmesi olan Kulp TOG’u kurduk. O günden beri de TOG’da çeşitli roller ve sorumluluklar alarak aktif olarak gönüllülük yapmaya devam ediyorum.

2. TOG bünyesinde katıldığım etkinlikler, projeler, aldığım sorumluluklar, Gençlik Konseyleri ve diğer eğitimler/toplantılar vb. (sondan başa doğru):
Ocak-2010 Saha Ziyaretleri-Sarı Anahtar Eğitimi-Diyarbakır/Mardin/Elazığ
Aralık-2009 Saha Ziyaretleri-Sarı Anahtar Eğitimi-Diyarbakır/Mardin
Aralık-2009 Kulp TOG-Barış Eğitimi Projesi-Organizasyon
Kasım-2009 Saha Ziyaretleri-Sarı Anahtar Eğitimi-Diyarbakır/Mardin
Ekim-2009 14. Gençlik Konseyi-Samsun
Ekim-2009 Saha Ziyaretleri-Diyarbakır/Mardin
Ağustos-2009 Saha Sorumluları Başlangıç Eğitimi-İstanbul
Ağustos-2009 Kulp TOG-Dönemsel Yaz Projesi-Organizasyon Ekibi
Haziran-2009 Kulp TOG-Yerel Atak Projesi-Organizasyon Ekibi
Haziran-2009 Kulp TOG/İTÜ Gençlik Konseyi-Kütüphane Kuruyoruz Projesi-Proje Sorumlusu
Haziran-2009 Kulp TOG-Dünya Çevre Günü Etkinlikleri-Organizasyon Ekibi
Mayıs-2009 Kulp TOG-Kitap Okuyoruz Etkinliği
Mayıs-2009 Gapgenç Festival-Kulp TOG adına festival düzenleme komitesi
Mayıs-2009 Kulp TOG-Ağaç Dikiyoruz Etkinliği
Kasım-2008 Kulp TOG Kuruluşu-Kuruluş Başvurusunu Yaptım
Ağustos-2008 TOG Staj-1 Aylık TOG Stajı-Projeler Departmanı
Ağustos-2008 Toplumsal Cinsiyet Tematik Eğitimi-Akçay
Ağustos-2008 Yaşayan Kütüphane-BarışaRock-İstanbul (Organizasyon Ekibi)
Temmuz-2007 Gençlik ve Sosyal Haklar Projesi Eğitmen Eğitimi-İstanbul


3. (Varsa) Başka STK’lardaki deneyimlerim:
Aralık-2009 Yaşam Becerileri Eğitici Eğitimi-Boğaziçi Üniversitesi Barış Eğitimi Merkezi-Diyarbakır
Kasım/Ağustos-2009 Öğretmenin Sınırı Yok Projesi-Kısmi Zamanlı Eğitmenlik-Öğretmen Akademisi Vakfı-İstanbul
Ekim-2008 Gelecek Bugündür Gençlik Politikaları Semineri-Ulusal Ajans-Ankara
Mayıs-2008 Koçluk Eğitimi-Ulusal Ajans-Amasya
Mayıs-2008 GepGenç Festival-Festival Düzenleme Komitesi
Kasım-2007 Bir Gençlik Hikâyesi Savunuculuk Eğitimi-BM Nüfus Fonu/Habitat İçin Gençlik Derneği-Mardin
Eylül-2007 Yeşil Kutu Projesi Formatör Eğitimi-REC
Temmuz-2007 Baykuş Gençlik Eğitimleri-Bilgi Üniversitesi Gençlik Çalışmaları Birimi-İstanbul
Mayıs-2007 Proje Hazırlama ve Mantıksal Çerçeve Yaklaşımı-Sivil Toplum Geliştirme Merkezi-Ankara
Ekim 2006-Haziran 2007 Uzaktan Öğrenim Ağırlıklı STK Eğitim Programı-Bilgi Üniversitesi STK Araştırma Birimi-İstanbul
Eylül-2007 Gökkuşağı Evi Projesi-Proje Sorumlusu
Kasım-2006 Yaratıcı Drama ve Oyun Atölyesi-TEGV-Van
Mayıs-2006 Sosyal, Kültürel ve Eğitici Etkinlikler Projesi-Proje Sorumlusu


4. Aralık 2010’a kadar TOG bünyesinde görev almayı düşündüğüm projeler ve üsleneceğim sorumluluklar:
Haziran 2010 yılına kadar hala gönüllü olarak sürdürdüğüm saha sorumlusu görevimi devam ettireceğim. Gençlik ve Sosyal Haklar Projesi eğitmenliğim 2007 yılından beri devam ediyor. Kulp TOG’da proje sorumlusu olarak gönüllülük yapmaya devam ediyorum.

5. Toplum Gönüllüsü olarak başıma gelen en ilginç olay şudur ki…:
Toplum gönüllüsü olarak başıma gelen en ilginç olay staj yapmak için TOG’a gittikten sonra kendi yerelime geri dönüp, üniversite dışı ilk toplum gönüllüsü örgütlenme olan Kulp TOG’un kuruluşuna öncülük etmem oldu. Bu hem TOG içerisinde, hem de kendi yerelimizde yeni ufuklar açtı önümüzde.

II. KİŞİSEL ÖZELLİKLER
6. Bana göre olumlu özelliklerim:

- Sıcakkanlı, iletişime açık ve anlamacı yaklaşım, girişken ve harekete geçiren
- Sorumluluk sahibi, işbirliğine inanan ve motivasyonu yüksek,
- Demokratik katılımı önemseyen, hak temelli bakış ve yerelin dönüşümüne inanan,

7. Bana göre olumsuz özelliklerim:
- Çok aceleci ve sabırsız, inatçı
- Kendini çok kaptırdığı anlarda karşındakini dinlemeyen,
- İlkesel düzeyde radikal,

8. Çevremdeki insanlara göre olumlu özelliklerim:
- İnsanları bir araya getirme ve ortak hedefler oluşturmada başarılı, iyi motive eden, girişken, harekete geçiren
- Bireyi önemseyen ve bunu hissettirebilen,
- Toplumsal faydayı bireysel faydanın önüne koyan,

9. Çevremdeki insanlara göre olumsuz özelliklerim:
- Çok aceleci davranmam,
- Duygularını hemen yansıtan (olumlu-olumsuz),
- Dışarıdan bakıldığında soğuk ve ciddi,

III. BAKIŞ AÇISI
10. TOG bünyesinde devam etmesi gerektiğini düşündüklerim
:
-İlkelere bağlılık ve ilkeler doğrultusunda çalışmalar yürütme.
-Akran eğitimleri ve gençlerin katılımın desteklenmesi.
- Hak temelli eğitimler/projeler.
- Toplumsal cinsiyet duyarlılığı,
- Gençlerin hareketliliğini sağlayıcı ulusal etkinlikler,

11. TOG bünyesinde değişmesini istediklerim:
- Toplum hizmeti çalışmalarının önemine inanmakla birlikte; toplum gönüllüsü gençlerin kişisel gelişimine katkıda bulunacak, toplumsal duyarlılıklarını artıracak ve kendileri üzerine düşünmelerini sağlayacak hak temelli projelerin/eğitimlerin daha fazla olmasını istiyorum.
- “Eleştirmek için değil, değiştirmek için” sloganı ya “sadece eleştirmek için değil, değiştirmek için” olarak değiştirilmeli, ya da yeni bir slogan üretilmeli.
-TOG örgütlenmesini sadece üniversiteler düzeyinde değil, tüm gençlik kategorilerine ulaşacak ve bunları biraya getirecek alanlar yaratıcı şekilde oluşturmalı.

12. 2019 yılında Toplum Gönüllüleri hareketinin geleceği noktaya ilişkin öngörülerim:
Bence TOG 2019 yılında Türkiye’nin en geniş katılımlı gençlik sivil kuruluşu olarak; ülkedeki gençlik politikalarına etki eden, gençlerin katılım mekanizmalarını çoğaltan, gençlerin “genç” olarak var olmalarını sağlayıcı siyasalar geliştiren çok önemli bir harekete dönüşecek.
Süreç içinde toplum gönüllüsü olarak çalışmış gençlerin artık farklı statü ve rollerde birer yetişkin olarak TOG’u desteklemeleri, etki alanını daha da genişletecek. Bu şekilde toplumsal barış vizyonuna ulaşma olanakları daha da artmış olacak.
TOG’un üniversite gençliği dışındaki bütün gençlik kategorilerine ulaşacağını, bu anlamda hedef kitlesini genişleteceğini düşünüyorum.
TOG ve belki diğer bazı gençlik sivil kuruluşlarının işbirliğinde ülkedeki gençlik politikası genç temelli ve genç odaklı olarak düzenlenecek. Belki gençlik bakanlığı, ulusal gençlik konseyi gibi yapılar oluşacak. Gençlerin karar alma mekanizmalarına katılımı güçlendirilecek.
Son olarak da TOG modelinin sadece Türkiye’de değil, dünyanın çeşitli ülkelerinde de yaygınlaşacağını, benzer modellemelerin çoğalacağını öngörüyorum.

13. Toplum Gönüllüleri’nde gençlerin katılımı hakkındaki düşüncelerim:
TOG’un yılın temasını ikinci defa yeniden “gençlerin katılımı” seçmesinin çok önemli olduğunu düşünüyorum. Nitekim “eleştirmek için değil, değiştirmek için” sloganının da gençlerin katılımını ima eden bir boyutu var. Bu nedenle gençlerin yerel ve ulusal düzeyde her türlü karar alma mekanizmalarına katılımının yetişkin egemen siyasal/politik anlayışta da önemli değişimler yaratacağını düşünüyorum.
TOG’un kendi örgütsel yapısı içerisindeki katılım kanallarının zenginliği (Genç YK-Saha Sorumluluğu Modeli-Gençlik Konseyleri-Tema Koordinasyon vb) gençlerin katılımını destekleyen çok somut yapılar bence.
Kurduğu GASİ birimi ile gençlik araştırmalarına yönelen ve gençlerin ihtiyaçları temelinde ulusal bir gençlik politikası önerisi geliştirmeye çalışan TOG’un, bu süreçte de gençlerin kendi ihtiyaçlarını dile getirmeye dair alanlar açması, ulusal proje ve eğitimlerle gençlerin katılım ve hareketlilik olanaklarının geliştirilmesi, Gençlik Eylem Grubu gibi yapılarla aktivizm çalışmalarına yönelmesinin gençlerin katılımına dair ilk somut pratikler olduğunu düşünüyorum.

14. Toplum Gönüllüleri ilkelerinin benimsenmesi ve yaygınlaşması adına düşüncelerim:
Toplum Gönüllüleri ilkelerinin benimsenmesi ve yaygınlaşması için öncelikle toplumsal barış vizyonuna ulaştırıcı ilkelerden hiçbir şekilde ödün verilmemesi gerektiğini düşünüyorum. Kontrolsüz ve niceliksel artış üzerinden kurgulanan bir büyümenin sağlıklı olmayacağı kanısındayım. Toplum gönüllüsü gençlerin ilkesel düzeyde tutarlı ve somut pratikler ortaya koyması oranında; ilkelerin daha geniş kitleler tarafından benimseneceği ve bu şekilde yaygınlaşacağı kanısındayım.
Üreteceği toplum hizmeti çalışmalarında farklılıklara saygılı, demokratik ve yerel katılımı önemseyen, şeffaf ve hesap verebilir olduğu sürece ilkelerinin herkes tarafından daha güçlü bir şekilde benimseneceğini düşünüyorum.

15. Toplum Gönüllüleri hareketinin derinleşmesi ve yaygınlaşması adına düşüncelerim:
Toplum Gönüllüleri hareketinin derinleşmesi ve yaygınlaşması için öncelikle toplumsal barış vizyonunun bütün farklılıkları kuşatan ve dahil eden bir bağlamda üretilmesi gerekiyor. Özellikle gençleri çeşitli kategorik indirgemelere hapsetmeden, kendi tekil farklılıklarını ortaya koyarak, bir arada ortak ve iyi yaşam idealine taşıyacak bir dil üretilmesi gerekiyor.
Sosyal sermayenin değerini bilen ve bu enerjiyi aktif bir toplum hizmeti gücüne çevirecek olan dilin, ötekileştirici ve aynılaştırıcı olmaması gerekiyor. Özellikle toplum gönüllüsü gençlerin çeşitli akran eğitim modelleri aracılığı ile birlikte öğrenmeleri, bilinç yükseltmeleri sağlanmalı ve ayrıca ulusal ve uluslar arası düzeyde gençlerin hareketliliğinin artırılarak bir arada yaşama dair pratiklerinin artırılması gerekiyor.

16. Toplum Gönüllüleri Vakfı Yönetim Kurulu üyesi olmak ne ifade ediyor? Toplum Gönüllüleri Vakfı Yönetim Kurulu üyesi olmak istiyorum çünkü...:
TOG Yönetim Kurulu üyesi olmak benim için birçok şey ifade ediyor. Birkaçını paylaşmak istiyorum:
-Genç bir eğitimci olarak toplum hizmeti çalışmalarının önemine inanıyor ve gençlerin sosyal sorumluluk çalışmaları sayesinde kendi yerellerindeki sorunların çözümünde aktif bir rol almalarının toplumsal duyarlılıklarını artırdığını düşünüyorum. Uzun süredir toplum gönüllüsü olarak çalışan bir genç olarak, karar alma mekanizmalarına katılımın çok önemli olduğuna inanıyorum ve gençlere böylesi bir imkan sunan TOG YK modeline dahil olarak, kendim ve akranlarım için sorumluluk almak istiyorum.
-Üniversite dışı ilk TOG örgütlenmesinin kuruluşunda yer alan bir genç olarak, TOG’un sadece üniversitelerde değil, tüm alanlarda gençlere ulaşması gerektiğine inanıyorum. Kulp TOG gibi üniversite dışındaki (lise-lise mezunu-okul okumamış-mezun-dezavantajlı) gençlik kategorilerinden gençleri bir araya getiren örgütlenmelerin çoğalması için sorumluluk almak istiyorum ve bu nedenle de bu modelin yaygınlaşmasını sağlamak amacıyla YK’ye girip, Kulp TOG örneğinin verdiği deneyimi paylaşmak istiyorum.
-Toplum Gönüllüleri hareketinde gençlerin karar alma mekanizmalarına katılımı teşvik edilmesine ve bölgesel temsilde de fırsat eşitliği sağlanması amaçlanmasına rağmen; özellikle Doğu ve Güneydoğu’daki örgütlenmelerden YK düzeyinde temsilin önceki yıllarda zayıf olduğunu düşünüyorum. Bu nedenle de bölgesel temsili güçlendirmek ve bölgede yaşayan bir genç olarak yerelin nabzını tutup buna göre öneriler geliştirebilmek adına YK’da yer almak istiyorum.

17. Dünyada ve Türkiye’de genel olarak sivil toplumun rolü üzerine düşündüklerim:
Dünya genelinde sivil toplumun rolü ve etkinliğinin gün geçtikçe arttığını düşünüyorum. Özellikle temsili demokrasinin ciddi oranda kriz yaşadığı ve yurttaşları karar alma mekanizmalarına “temsili” düzeyde dahil edemediği günümüzde; sivil toplumun katılımı arttırdığını ve toplumsal sorunlara çözüm üretmede güçlü bir savunuculuk rolü üstlendiğine inanıyorum.
Türkiye’de ise özellikle 1990’lı yıllarda gelişmeye ve kendine alan açmaya başlayan sivil toplum kuruluşlarının henüz emekleme aşamasında olduğunu düşünüyorum. Yapısal ve örgütsel sorunların yanı sıra, özellikle devletle ve iktidarla kurdukları ilişki bağlamında ‘sivillikleri’nin tartışılması gerektiğini düşünüyorum.
Hak temelli çalışan sivil toplum kuruluşları dışında, “sivil” duruş geliştirebilen çok az STK olduğunu düşünüyorum. Örneğin bugün nüfusunun çok büyük bir kısmının gençlerden oluştuğu bir ülke olmamıza rağmen, gençlik sivil kuruluşlarının çok yetersiz ve örgütsüz olduğunu görüyoruz. Fakat bütün bu olumsuzluklara rağmen Türkiye’de sivil toplumun gelişime açık ve dinamik bir yapıda olduğunu, gün geçtikçe ülke siyasalarına etki etmeye başlayan bir harekete dönüşmeye başladığını görmekteyiz. Bu anlamda da gelecekte çok daha etkin bir aktör olarak ülke geleceğine etki eden bir sivil toplum alanı oluşacağına inanıyorum.

18. TOG, dünyada ve Türkiye’de en çok neleri değiştirmek için çalışmalı?
TOG, dünyada ve Türkiye’de en çok gençlerin gittikçe birbirinden uzaklaşması, çeşitli kategorik indirgemeler üzerinden birbirlerini dışlaması ve ötekileştirmesi durumunu değiştirmek için çalışmalı. Bunun için de farklılıklara saygılı, katılımı güçlü ve bir arada iyi yaşam için uğraşan; toplumsal sorunlara çözüm arayan barışçıl bir nesil için mücadele etmeli. Ayrıca özellikle şiddeti bir ifade aracı olarak gören gençliği daha barışçıl ortak hedefler üretmek için örgütlemeli, örgütlemeleri için olanaklar yaratmaya çalışmalı.
TOG özellikle Türkiye’de genç odaklı, gençlerin “genç” olarak var olabildiği, yetişkin egemen hiyerarşinin olmadığı bir bütüncül gençlik politikası için sivil alanda savunuculuk mücadelesi yürütmeli.

19. Eklemek istediklerim:
Son olarak TOG gençlik çalışması içinde yer alan, toplum hizmeti üreten gençlerin katıldığı çalışmaların ortak bir sertifikasyon ile değerlendirildiği bir yapının oluşturulması için savunuculuk yapmalı. Yani gençlerin akademik başarılarının yanı sıra sosyal sorumluluk alanındaki çalışmalarının da onların başarılarına etki ettiği ve çeşitli alanlarda değer olarak görüldüğü bir sertifikasyon sistemi için çalışmalı.

6 Kasım 2009 Cuma

GENC YONETİM KURULU ADAY ADAYLARINA ACİK CAGRI

TOG Genç YK 2010 Aday Adaylarına Açık Çağrı bugün yapıldı. Hadi hayırlısı...


“Öncelikle, TOG YK aday adayi olmaniz icin:
-Asagida verilen son tarihe kadar TOG kimlik karti almaya hak kazanmis olmaniz,
- Toplum Gönüllüleri Vakfi Etik Kurulu'ndan herhangi bir uyari almamis olmaniz gerekmektedir.
Bu sartlari tamamliyor ve TOG Yonetim Kurulu'na aday adayi olmak istiyorsaniz, ekteki formu en gec 1 ocak 2010 saat 00:00 a kadar doldurarak, 1 dijital fotografla birlikte, saha@tog.gen.tr adresine gondermeniz gerekmektedir. Konsey'e kadar basvuru formlarina web sitesinden ulasilabilecek ve aday adaylari herkes tarafindan taninabilecektir.
Kararsiz olan arkadaslara ofis çalisanlari veya eski yada hali hazırda devam eden YK üyeleriyle temasa geçerek daha detayli bilgi alabileceklerini hatirlatmak istiyoruz :)
Başvurularınızı heyecanla bekliyoruz...”