
Bu yazının amacı; gençlerin toplumsal düzeyde katılımını odağına alan Toplum Gönüllüleri Vakfı’nın üniversite dışı gençlik kategorilerini dâhil etme olanaklarını tartışmak ve TOG içerisinde ilk üniversite dışı gençlik örgütlenmesi olan Kulp TOG modelini tanıtarak, bu modelin yaygınlaştırılmasına katkıda bulunmaktır.
Yazı üç temel başlık altında geliştirilecektir. Birinci bölümde, Kulp TOG’un kuruluş serüveni ve gerçekleştirdiği çalışmalar anlatılacak; ikinci bölümde üniversite dışı bir TOG örgütlenmesi olarak Kulp TOG modelinin olumlu/olumsuz boyutları konuşulacak ve en son bölümde ise modelin yaygınlaştırılması için neler yapılabileceğine dair öneriler paylaşılacaktır.
I. Kulp TOG Hikâyesi
Kulp TOG’un kuruluş hikâyesi Ağustos 2008’de Sabancı Üniversitesi Toplumsal Duyarlılık Programı ile Citibank ortaklığında gerçekleşen ortak staj programı kapsamında Toplum Gönüllüleri Vakfı’nda staj yaptığım zamanlardan başlıyor. Daha öncesinde sosyal haklar eğitmeni olarak dahil olduğum TOG’un merkez ofisindeki projeler departmanında staj yaptığım süreçte vakfın iç işleyişini ve ulusaldaki toplum hizmeti çalışmalarını daha yakından izleme fırsatım oldu. Bu süreçte vakıftaki şeffaf ve genç odaklı sosyalite ilişkileri, vakfa dair daha güçlü ve samimi duygular geliştirmeme neden oldu. Vakfın ulusaldaki örgütlenmelerine baktığımda tamamının üniversiteler düzeyinde oluşumlar olduğunu fark ettim. Kulp’ta 2005 yılından beri çalışmalarını devam ettiren Kulp Gençlik Girişimi üyesi olarak, mevcut örgütlü yapımızı TOG’un toplumsal barış vizyonuna kanalize etmek ve bu şekilde de üniversitede okuyan gençlerin dışında da gençlerin TOG’a dahil edilmesini sağlamanın birçok açıdan önemli sonuçlar doğurabileceğini düşünmeye başladım. Bu düşüncelerimi departmandaki profesyonel çalışan arkadaşlarla da paylaştığımda; böylesi bir girişimin heyecan verici olacağını, bunu başarabileceksek mutlaka gerçekleştirmek gerektiğini belirttiler.
Kulp TOG’u Kurmayı Konuşuyoruz
Böylesi bir motivasyonla staj dönüşü Kulp’a geldiğim Eylül ayından Ekim sonlarına kadar Kulp Gençlik Girişimi oluşumunda yer alan arkadaşlarla birlikte bu fikri uzun süre tartıştık. En son onları da böylesi bir oluşumun yereldeki çalışmalarımıza çok katkı sağlayacağı konusunda ikna etmeyi başardım.
Kasım 2008’de Kulp TOG oluşumuna gönül veren genç arkadaşlarla birlikte ilk oryantasyon eğitimimizi aldık ve Kulp TOG adıyla kurulan üniversite dışı ilk gençlik örgütlenmemizi harekete geçirmeye başladık. Başlarkenki en önemli avantajımız, Kulp gençlik Girişimi’nin 3 yıllık proje deneyiminin yarattığı motivasyondu. Bu nedenle başladığımız anda bile yirmiye yakın gönüllümüz zaten vardı.
Oryantasyon eğitiminden sonra hemen anahtar eğitimlerini alan 40 kişilik ilk gönüllü ekip toplum hizmeti çalışmalarına hızlıca başladı. Bu ilk Kulp TOG ekibinin içinde genç öğretmenler, lise öğrencileri, lise mezunları, ilkokul-ortaokul mezunları, üniversite mezunları, hiç okul okumamış veya okuldan terk gençler, mezun olup evde yaşamak zorunda kalan ya da çalışan gençler vardı. Yani aslında Kulp TOG’u oluşturan ilk ekip neredeyse ülkedeki bütün gençlik hallerini kuşatan içinde barındırıyordu.
Kulp TOG’un ilk toplum hizmeti çalışması, kaymakamlık desteği ile yeni açılan devlet hastanesinin bahçesini ağaçlandırmak oldu. Yaklaşık 50-60 gencin dahil olduğu ve ilçe kaymakamının da katıldığı etkinlik kapsamında hastane bahçesinin tamamına çam fidanları dikildi. TOG tişörtleri ile ilk toplum hizmeti çalışmalarını gerçekleştiren Kulp TOG ekibi böylece kamusal alandaki görünürlüğünü de sağlamış oldu. Bu çalışmanın en önemli katkısı yeni kurulan ve toplum hizmeti çalışmalarının gerçekleştirilmesi konusunda henüz net bir fikre sahip olmayan gönüllü gençlerin ilk somut sosyal sorumluluk aktivitesine katılmalarını yarattığı ekip ruhu oldu.
Kup TOG mayıs ayında yine kaymakamlık ve belediye desteği ile; Mardin’de ilki gerçekleşen GapGenç Festival’e 35 kişilik bir ekiple katıldı. Bu, gönüllü gençlerin ilk sosyal hareketlilik deneyimleri oldu. Festival alanında çadır kuran, atölye ve konserlere katılan, fuar alanında diğer gençlik sivil kuruluşlarının stantlarını gezip yeni gençlerle tanışan gönüllüler; gençlik sivil alanına dair yepyeni ufuklarla döndüler ilçeye. Özellikle bu festival sonrası gerçekleşen ilk toplantıda, gençlerin büyük bir çoğunluğu atak ya da dönemsel yapmak için fikirler üretmeye başladılar.
Sonrasında kitap okuyoruz etkinliği, dünya çevre gününde çevre eylemi, Yakıt Köyü ilköğretim okuluna destek ziyareti, Ağaçlı beldesine ziyaret gibi çeşitli sosyal sorumluluk etkinlikleri ile devam eden çalışmalarla ilçede daha fazla duyulan ve tanınan bir topluluğa dönüştü Kulp TOG.
Haziran başına kadar yukarıdakiler dışında, aynı zamanda İstanbul Teknik Üniversitesi Gençlik Konseyi ile birlikte sekiz derslikli Kayahan İlköğretim Okulu’nda kütüphane kurulması projesini yürüttü ve internet üzerinden yürütülen “Kardeşini Seç” kampanyasının Kulp ayağını üstlendi.
Haziran ortalarında ise uzun süredir gönüllüler tarafından konuşulan ve arzu edilen ilk yerel TOG atak gerçekleştirildi. İlçe merkezine 30 km uzaklıkta bulunan sekiz derslikli Başbuğ Köyü İlköğretim Okulu’na giden 40 genç; akşama kadar okulun boya-badanası ve çevre düzenlemesini yaptılar. Akşam ise okul son sınıf öğrencilerinin organize ettiği yılsonu etkinliğine katılıp, kendi tiyatro ve müzik dinletilerini de sunma fırsatı yakaladılar.
Dönemsel Yapıyoruz!
Eğitim-öğretim dönemini bu şekilde bitiren Kulp TOG; ağustos ayında ise Boğaziçi Üniversitesi Barış Eğitimi Merkezi ile birlikte, 10-20 Ağustos tarihlerinde ilçe merkezinde “Barış Bireyde Başlar” isimli dönemsel yaz projesini gerçekleştirdi. Türkiye’nin farklı üniversitelerinden gelen 20 gençler birlikte, 10 gün boyunca yaklaşık 60 öğrenciye barış eğitimi verildi ve ayrıca müzik, drama, bilim ve teknoloji, yazı ve iletişim, yabancı dil ve kültürler gibi atölye çalışmaları gerçekleştirildi. Dönemselin en önemli boyutu ilk defa üniversite öğrencileri ile Kulp TOG’daki gençlerin bir araya gelmesi, ortak bir projede yer almasıydı.
Proje kapsamında düzenlenen atölyeler dışında, aynı zamanda Kulp TOG gençleri ile dışardan gelen bu gönüllü arkadaşlar arasında çok yoğun bir sosyalleşme deneyimi yaşandı. Kişisel anlatılar üzerinden kurulan iletişim, çok samimi ve derinlikli paylaşımlara alan açtır. Kulp'ta gezintiler, halı saha maçı, şarkı-şiir okumaca, fal bakmaca, sosyoloji-edebiyat-psikoloji-teknoloji vb disiplinler üzerine konuşmaca, kişisel hayat hikayelerinin aktarımı üzerinden kültürlerarası diyalog olanaklarını çoğaltmaca gibi birçok sosyalleşme dinamiği yaşandı.
Barış Eğitimi
Ayrıca son olarak Kulp TOG gönüllüsü 35 genç, Aralık ayında Boğaziçi üniversitesi Barış Eğitimi Merkezi’nden eğitmenlerin desteği ile 2 günlük “Barış Eğitimi” atölyesine katıldılar.
Bunlar dışında ulusalda gerçekleşen atak, dönemsel, konsey ve eğitimelre de birçok Kulp TOG gönüllüsü genç gitti.
Henüz bir yıllık bir örgütlenme olmasına ve üniversite dışı gençlik grupları tarafından oluşmasına rağmen; kısa sürede ciddi çalışmalar gerçekleştiren Kulp TOG’un yereldeki artı ve eksilerini tartışacağım bu bölümde. Kulp TOG’un artılarını sıralamak gerekirse:
-Yereldeki gençliğin demokratik katılımını güçlendirme ve katılımda eşit fırsatlar yaratmada önemli bir adım olduğunu düşünüyorum.
-Toplumsal barışı inşa etme ve gençleri şiddet dışı demokratik bir zemine taşıma stratejsi olarak gençlik çalışması ve sivil toplumun Kulp TOG modelinde somutlaştığını düşünüyorum.
-Farklı gençlik kategorilerini ortak amaçlar üretmek için bir araya getirmede çok başarılı olduğuna inanıyorum.
-Toplumsal barışı tesis etmede diyaloga çağıran ve öteki’yi deneyimleyen güçlü bir karşılaşma olarak hareketliliğin sağlanması. Dezavantajlı gençlerin sosyal hareketlilik olanaklarını çoğaltmada büyük bir fırsat yarattığını düşünüyorum. Özellikle çeşitli atak, dönemsel, eğitim ve konseylere gençlerin katılımı ve yerldeki dönemsele ulusaldan gençleirn gelmesi gibi.
-Gençlerin boş zaman değerlendirmeleri, sosyal ifade alanı üretimi, kamusal alanda görünürlüklerinin artırılmasıyla yerellerde bir “genç” habitusunun oluşması.
-Yerellerdeki kısıtlayıcı toplumsal yapının çözülüşünü tetikleyen ve alternatif bir alt-kültür üretimi olarak gençlerin çalışmaları ve kimliklenmeleri sürecini desteklemesi.
Kulp TOG deneyimi üzerinden konuşacak olursak, TOG kapsamında üniversite dışı gençlik gruplarının oluşturduğu örgütlenmelerde çeşitli sıkıntılar da yaşanmaktadır. Bunları da sıralamak gerekirse:
-En temel sorunların başında yasal engeller geliyor. Vakfın yerel örgütlenmeler ile kurduğu yasal ilişki, üniversitelerde kulüp veya topluluk şeklinde işlerken, Kulp TOG gibi üniversite dışı örgütlenmelerde tamamen informal işliyor. Bu durum da doğal olarak örgütlenmenin yasal süreçlerde ciddi zorluklar yaşamasına neden oluyor. Bu sorunu aşmanın en kolay yolu TOG’un dernekleşemsi ve yerel örgütlenmelerin de şube/temsilcilik düzeyinde işlemesi olabilir.
- Yukarıda bahsettiğimiz yasal engellere bağlı olarak yaşanan bir diğer önemli sorun da; ün,versite dışından biraraya gelen gençlerin ülkedeki klasik “potansiyel tehdit” algılamasında daha da fazla yer etmeleri. Zaten ülkede genç olarak biraraya gelmek çok zorken, bir de “vasıfsız” gençler olarak biraraya gelmek daha büyük bir “tehlike” unsuru olarak algılanıyor.
-Kulp TOG gibi örgütlenmelerin hak temelli eğitimler dışında, üniversite öğrencilerinden farklı olarak kendi yaşantıları ve deneyimledikleri farklı yaşam kipleri bağlamında daha başka birtakım eğitim ve projelere de ihtiyacı olabiliyor.
-Yerelde kaynak yaratma konusunda da ciddi sıkıntılar yaşanabiliyor. Örgütlenmenin herhangi bir yasal zemine dayanmıyor oluşu en temel etkenlerden birisi.
-Kulp TOG gibi örgütlenmelerde yaşanan en tmeel sıkıntılardan bir diğeri de biraraya gelememek. Çünkü gençlerin toplanacağı, ortak paylaşımlarda bulunacağı yer sorunu var ve özellikle Kulp gibi küçük yerellerde gençlik merkezi vb yapılar da olmadığı için bu konuda büyük zorluklar yaşanabiliyor. Örneğin Kulp TOG olarak toplantılarımızı yaz döneminde kahve bahçesinde, kışın ise pastanede yapıyoruz. Ayrıca eğitimlerimizi de ilçedeki tek kafenin salonunda yapıyoruz.
-Kulp TOG üyesi gençlerde bilgi ve internet teknolojilerinin fazla kullanılmaması da; iletişim ve sosyal etkileşim olanaklarını sınırlayan bir etken.
-Son olarak da eğitim düzeyi ile toplumsal hayat katılım arasındaki doğrusal ilişkinin yarattığı etkiye bağlı olarak katılımın düşüklüğü de bir diğer önemli sorun.
III. Üniversite Dışı Gençliğin Katılımını Sağlamada Örnek Bir Model: Kulp TOG
Türkiye'deki 91 tane TOG örgütlenmesi arasında ilk üniversite dışı gençlik örgütlenmesi olan Kulp TOG'un kısa süre içerisinde gerçekleştirdiği çalışmalar herkesi çok heyecanlandırıyor.
Her yerde sosyal sorumluluk temelinde birşeyler ortaya koymaya çalışan harika yürekler var. Sanırım bizim ilk yapmamız gereken şey, ülkenin her yerinde böylesi öncelikleri olan bireylerle biraraya gelmenin olanaklarını çoğaltmaya çalışmak olmalı. Biraraya geldikçe, fikir ve önceliklerimiz ortaklaştırdıkça, birbirimizin hakikatine yol aldıkça daha daha güzel şeyler çıkacak ortaya. Diyalog temelinde kurulacak her ilişkinin, yaratıcı ve üretken çıktıları olacaktır, inanıyorum..
Bu tür örgütlenmeler çoğaldıkça, hareketliliğin, yeni bireylerle tanışmanın ve ağ tipi ilişkilenmeler üzerinden çok güzel birlikteliklerin gerçekleştirilebileceğini apaçık bir şekilde görebiliyorum.
Bu nedenle de farklı gençlik hallerinden gelen gençlerin biraraya gelmesi, toplumsal barış vizyonunun ortaklaştırıcı paydasında buluşması için TOG’un üniversite dışına da açılması ve daha kuşatıcı alanlar yaratması gerektiğine inanıyorum.
Kulp TOG modelinin yaygınlaştırılması ve farklılıkların katılımının güçlendirilmesi için herkesin üniversite dışı gençlik gruplarının TOG’a dahil olmasına katkıda bulunması gerekiyor. Bunun için de çeitli politika önerilerinin geliştirilmesine, ortak bir akıl üretilmesine ihtiyacımız var şimdilerde…

Üstad kulp tog sürecini halla gün be gün hatırlıyorsun :) ...Gerçekten kulp tog sürecini çok güzel bir uslupla anlatmışsın elline sağlık.... Seninde anlatığın gibi bence kulp tog modeli tüm türkiye'ye yayılmalı bir bütün olarak heterojen şekilde tüm gençler bir araya gelip bütün sinerjilerini topluma yayıp sosyal sorumluluk projelerini üretmeli...
YanıtlaSilAslında birde şu perspektiften bakalım Kulp TOG gibi örgütlenmeler yaygınlaşırsa tog çatısı altındaki gençler üniversiteden mezun olduktan sonra tog bünyesindeki aktif gönüllülük sürecine devam etme olanağı bulurlar.. Bunun en güzel örneği aslında bizleriz eğer kulp tog olmasa idi tog bünyesindeki projelerde bu şekilde aktif olarak rol alabilme imkanımız olacak mıydı...
Mekin KILIÇ